Buradasın > Anasayfa Blog
RSSRSS

Senin Günlüğün

Kayıt ol sen de yaz!

Lütfennn bişeyler yazınnn...

Yazar: x3...Merve...x3 / Etiketlenmemiş  / Tarih:

 öyle arada kaldm ki kimse beni anlamıyor bide buraya yazmayı denicem. ben 13 yaşındayım ve bi sevgilim var o 18 yaşında :S biraz fazla büyük değil mi ama beni gerçekten seviyor bende onu...fazla kıskanç geçen gün facebook umu kapattırdı.arkadaşlarım buna büyük tepki gösterdi hatta biriyle şuan konuşmuyoruz bile pişman olup olmadığım konusunda şüpheliyim...arkadaşımla sevgilim arasında kaldım ve bu o kadar kötü ki :S:S birini dostum olarak seviyorm diğerine aşığım...şuan arkadaşım bizim ayrılmamızı istiyo herkes yaşının büyük olmasından dolayı onunla çıkmamı istemiyor ama ben onu çok seviyorum ve ayrılmıcam. aralarında bir denge sağlamak için ne yapmalıyım sizce ??


severken güvensizlik

Yazar: ıraz97 / Etiketlenmemiş  / Tarih:

Sevdiğin kadar yaşarsın bu hayatta. Hayata sadece sevdiğin zamanlarda dokunursun. Toplu iğne bile batınca farklı acıtır sen severken. Severken insan yaşamaktan başka bir tad alır. Sevmediğin zamanlarda sadece nefes alırsın. Sanki emanet bedenini seveceğin zamanlara taşımak ister gibi zaman öldürürsün. Günler geçsin istersin, ama günler neden geçer bilmezsin. Sevmek hayatı anlamlı kılar.

Sevmek zordur diken gibi, herkes sevilmez. Sevgi bir kapıyı çalmak için yanında iki kardeşini, saygıyı ve güveni görmek ister. Üçünün arkasında ise sevişmek vardır. Sevişmek hepsini birden iteler arkadan kapıya doğru. 4'ü birden bir araya gelince işte orda aşk olur. Aşk kapıyı çalmaz, kapıya yüklenir açmak için. Aşk o kadar nadir uğrarki, aşk kapıyı çalınca, dondurmaya bakan yaramaz çocuklar gibi yelkenlerini suya indirirsin. Genelde aşkı görünce yüklenmeyi beklemez kapı kendiliğinden açılır. Olaki kapı açılmazsa bir süre bu 4 birader bekleşir kapı eşiğinde. Hatta sahiplenir başkasını da sokmamaya çalışır.

Saygı ve güvensiz sevgi olamaz, onlarsız sadece ihtiyaçlarını giderirsin. Saygı olmadan sevilebilir ama ona aşk denmez. Öyle bir kardeşi vardırki sevginin o olmadan sevgi kapının yanından bile geçmez. O ortadan bir an bile kaybolsa ordan uzaklaşmak ister, kaçacak delik arar. Sevginin bu vazgeçilmez kardeşi güvendir. Sevmek için güvenmen gerekir. Güven suyudur, mineralidir sevginin. Sevginin büyümesi, dallarının uzaması, çiçeklerinin güzelleşmesi için güven olmazsa olmaz koşuldur. Aslında insan kendi rahatı için güvenir. Her zaman onla ve yanında olamazsın. Yaşama devam edebilmen için güvenmen gerekir.

Bazen sevgi, bazen güven önden gider. Sevginin önde gittiği zamanlarda, güvenebilmek için bahaneler uydurursun. Ufacık emarelerden bir dolu sonuç çıkarırsın. Güveni en olmadık yerlerde ve en olmadık zamanlarda hissedersin karşındakine.

Güvensizlik prangalar gibi ayaklarına asılır, engeller seni. İstesen de sevemezsin güven olmadan. İlişki 4 ayaklı masadır. Bu ayaklar sevgi, saygı, güven ve sevişmektir. Güven bacağı olmadan bu 4 ayaklı masa, yavaş yavaş ve acıyla çürür. Oysa diğer 3 ayakdan biri olmadan da masa ayakta durur. Hatta bir çok ilişkide, özellikle eski olanlarında genelde bu 3 ayaktan biri eksiktir.

Güven sadece 1 kez kaybedilir. 2. şansı hiçbir zaman vermez insana. Sonrasında güven duymayan hep acabalar içinde kalır. Her an nerede olduğunu ne yaptığını bilmek istersin güvenini yitirirsen. Sürekli yanında olmasını, ya da bir şey aklına gelince hemen sesini duymak istersin. Sanki yanında olunca ve sana bakarken sana ait olacak. En kötüsü ise ona ulaşmaya çalışırken ona ulaşamamaktır. İşte o zaman tüm zemberekler atar ve her türlü kötü ihtimal insanın aklına gelir. Onun yanına koşarak, uçarak gitmemek için kendini zor tutarsın. Gitsen ve herşeyin normal olduğunu görünce dahi güvenin artmaz. Bir sonraki kriz anını beklersin, artık zincir kopmuş güven kaybedilmiştir. Bir açığını yakalayana kadar rahat etmezsin. Bu kadar hayalini kurup hayatı zehir ettikten sonra eninde sonunda o açık yakalanır. Açık küçük olsa dahi haklı çıkabilmek için küçücük olay dramatize edilip büyütülür. "Ben demiştim" der güvenmeyen. Kişi kendi hazırladığı çukura düştüğünü ve o kadar zamanı başta kendine olmak üzere etrafındaki birçok kişiye nasıl zehir ettiğini çok sonraları anlayacaktır. En kötüsü severken ve ayrılamazken güveni kaybetmektir.

Hangisi daha kötü, güvenip sonradan nasıl çirkin bir oyun içinde olduğunun farkına varmak mı, yoksa güvenmeyip hayatı kendine zehir etmek mi. Sanırım ikincisi daha kötü. İlkinin acısı sadece bir kere ve sonunda.

Bu benim kaderim olsa gerek. Sevdiklerime bana yalan söyleyecekleri konusunda hep güvenmişimdir. Sağolsunlar beni hiç yalancı çıkarmadılar. Sanırım ben hazırlandığımı yaşıyorum.

Cenk Kaan ORNEK


durup dururken[nazım hikmet]

Yazar: özgüç / Etiketlenmemiş  / Tarih:

durup dururken içimde bir şeyler kopup tıkıyor boğazımı

durup dururken sıçrayp kalkıyorum yarıda bırakıp yazımı

durup dururken rüya görüyorum otelde,holde,ayakta

durup dururken çarpıyor anlıma kaldırımdaki ağaç

durup dururken bir kurt uluyor aya karşı bahtsız,öfkeli,aç

durup dururken yıldızlar inip sallanıyor bir bahçede,salıncakta

durup dururkan mezardaki halim geçiyor aklımdan,

durup dururken kafamda güneşli bi duman,

durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne,

ve her seferinde sen çıkıyorsun suyun yüzüne...

                                                            nazım hikmet


aŞk (bakar mısınız lütfen?)

Yazar: *nur sena* / Etiketlenmemiş  / Tarih:

ben klasik olarak bir çocuğa aşık oldum.arkadaşlarımada söyledim.içlerinden biri gidip o çocuğa ondan hoşlandığımı söyledi.çocuk cevabını sonra vereceğini söyledi ve üç gün sonra:

 üzgünüm ama yapamam.gördüğüm kızlar arasında en ağırbaşlısı sensin ama dediğim gibi olmaz.ayrıca sene sonunda sınava bu kadar az kalmış...bunu senden beklemezdim.

arkadaşım çocuğa arkadaş kalmak istediğimi söylemişti.ve şimdi o kadar iyi arkadaşız ki...beni çok umutlandırıyor.bana şakayla karışık sataşıyo,teneffüslerde birkaç kişiyle birlikte oturup sohbet ediyoruz,bana iyi öğlenler-iyi akşamlar diyor ve bazenleri derste bana baktığını görüyorum.

Lütfen kızlar daha önce hiçbir topluluktan böyle medet ummamıştım yardım erder misiniz?sizce beni seviyor mu

size biraz daha yardımcı olmam gerkirse:arkadaşlarımdan biri o hoşlandığım çocuğa nur sena nın pisikolojisi çok bozuldu.ama duygu sömürüsü yapmak gibi olamasın ben onu düşünüyorum demiş. çocukta bişey demiş ama arkadaşım yanlızca YAPICAM diye bişey duymuş.yani  hem ne dedi acaba sorusu hemde hoşlanıyor mu sorusu uykularımı kaçırıyor.

 

LÜTFEN KIZLAR!!!


-Sevgiliye Mektup(lütfen oku ve yorum yap)

Yazar: SedenLautner / Etiketlenmemiş  / Tarih:

Seni ilk gördüğüm günü bilir misin?O zamanlar aklıma gelir miydi seni bu kadar çok seveceğim.Arkadaşlarınla oturmuş gülüyordun.Gülüşünü gördüm ve bir anda senkolik oldum.O zamandan beri hep seni arıyordu gözlerim.Sana bakmamaya çalışırdım.Hani derler ya insan sevdiğine bakmaya kıyamazmış,yalan.Asıl insan sevdiğine bakarmış.Ben bunu seni sevdikten sonra anladım.Sana bakamıyordum.Çünkü başkalarına baktığını hissediyordum ve bunu görmek acı veriyordu bana.Halbuki seninde gözün bendeymiş.Sende bana bakıyormuşsun gözlerim senden uzak durduğu zaman.Arkadaşlarım hep öyle derdi:''Git Konuş.'' ben istemezdim.Daha sonra öğrendin duygularımı tanışmak istedin benimle.

 

   Sana ilk mesaj attığım gün.Ellerim buz gibiydi.Attığım mesaj masum bir merhabaydı.İlkte tanıyamadın.Tandıktan sonra sanki mutlu olmuştun ve konuşmamızı ilerletmiştik.Öyle güvenimi kazanmıştın ki.Herkesten farklıydın.Etrafımızda dolu olan o sapık erkek sürülerinden kesinlikle farklıydın.Beni sevmediğini bilrdim.Ama sorun değildi.Benimle konuşuyor olman bile yeterliydi benim için.Ben seni ait olduğun çevre için değil,beni sev diye de değil.Sen olduğun için sevmiştim.

 

  Yine her zamanki saatimizde konuşuyorduk.Pot kırmıştım.Sende çok seçiciydin bilirdim.Sana ters olan bir şeydi söyledim.Aramızda bir şey olmayacaktı bunu söyledin fakat yinede benimle konuşmak istediğini söylemiştin.İnanır mısın hiç üzülmemiştim.Çünkü bu beklediğim bir şeydi.Benimle konuşuyor olman bile yeterliydi.

 

   Uyku nedir bilmezdim.Seninle gece yarılarına kadar mesajlaşırdım.Yatağıma girer kimse duymasın diye battaniyenin altına iyice kıvrılırdım.Sohbetimiz iki sevgilinin sohbetiydi sanki.Hava soğuktu.Beni yanında diliyordun.Saçlarımı okşayabilmek boynumu koklamak istiyordun.Konuştuğumuz onca şeyi yazsaydım,bir kitap olurdu.Bu yüzden böyle kısa geçtim.

 

  Buluşmaya başlamıştık.Beni ilk öptüğün günü hatırlar mısın?Ben daha dün gibi hatırlıyorum.Tutkuyla öpüşüyorduk.İlktin.İlk öptüğüm.Hep derlerdi,kokusunu içinde hissedecektin.Derdim bende koku içeride nasıl hissedilir?Cidden öyle oluyormuş.O güzel kokun içime ve sarı kazağıma işlemişti.Sevgilim değildin.Beni öpüyor,sarılıyor ve konuşuyordun adeta sevgilim gibi.Soruyorum neden?Cevap yok.

 

  Benimle yakınlaşmak istediğini söylemiştin.Bende reddetmiştim.Ne olduysa o günden sonra oldu.Soğuktun bana karşı artık.Her şeyi çözmüştüm işte o zaman.Amacın farklydı.Bana söylediğin onca güzel söz mesajlaştığımız onca gece ve beni öptüğün o günler hepsi koca bir yalandı.Salağa yatmıştım.Beni kullanmana izin veriyordum.Çünkü seviyordum seni.Eğer sana yalandan da olsa sahip olabiliyorsam,buna rağzıydım.Sanki biraz egoist bir düşünce idi.Ama değildi be sevgili.Seviyordum seni deli gibi.Ne yapabilirdim susmaktan başka.

 

  Daha sonra bana bir iftira attılar.Sende inandın.Bana bağırdın çağırdın ve gittin.Açıklama yapmak istemiştim sana ama sen dinlemeden beni engellemiştin.Canın yanarak ağlamak neymiş o gün öğrenmiştim.Hani bir deliyi beyaz duvarları yumuşak bir odaya kilitlerler deli ise beni buradan çıkarın diye çığık atar ağlardı.Bende aynen odamın içinde öyleydim.Farkımız ise; odamın duvarları beyazdı orası aynı ama duvarlar sertti.Kendimi o sert duvara yaslamış aklını yitirmiş biri gibi ağlıyordum.O an aklıma senin göğüsün gelmişti.Senin göğüsünde öyle sertti.Tabii ben yattığımda o göğüsüne en yumuşak yastık gibi gelirdi.Ben beni buradan çıkarın diye haykırmıyordum.Benim kalbim,ağızım dilim yerine haykırıyordu.Sanki kalbim binlerce kes bıçaklanmış gibiydi.O deli,o beyaz odadan çıksa dış dünyanın o güzelliklerini koklamak isterdi.Ben odamdan çıksam ne yazardı?Benim koklamak istediğim senin tenindi.

 

   Ama sonra ne öğrendim biliyor musun?Bana yol vermeye bahane arıyormuşsun.Yani iftira falan doğru.Ama sen zorla inanmak istemişsin.Amacının farklı olduğunu o zaman bir kez daha anlamıştım işte.Her ne kadarda inkar etsen beni kandırdın,kendini kandırabilicek misin peki?Hani sen yalandan nefret ederdin.Bana söylediğin o koca yalana ne oldu?Başkası sana yalan söyler kıza darılırsın.Ama sen bana söyleyebileceğin en büyük yalanları söylemişsin.Senin farklı olduğunu düşünürdüm.Meğersem sen hepsinden betermişsin.

 

  Niye?Ne yaptım ben sana?Ben bana yaptıklarının hangisini hak ettim söyler misin?Seni sevmek sana yapılmış bir kötülük müydü?Senin hiç mi vicdanın yoktu?Ben ne yaparım hiç mi düşünmedin?Bu kız beni seviyor bana değer veriyor ben buna zarar veremem ki hiç mi demedin?Niye,niye,niye ! Sana haykırıyorum evet!Şu an ne yapıyorum biliyor musun?Sarı kazağımı ile birlikte uyuyorum.Bana seni hatırlatıyordu.Geceleri üşürdüm.Kazağımdaki kokun içime girer ısıtırdı beni.Ama acım....hiçbir şekilde dinmiyordu.

 

 Giderken bir elveda bile demedin.Boşver deme zaten.Gidişine laik oldu belkide.Ama hayatımı mahfettin süper roldü helal olsun !


BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon